Kayıt cihazıyla öğretmen eşini dinleyen kadına 'haksız tahrik' indirimi

Bir kadın öğretmen, öğretmen eşinin aracına kayıt cihazı koydu. Kadın öğretmen, eşinin başka bir kadınla olan konuşmalarını gizlice dinledi. Kadın öğretmene Türk Ceza Kanununun 133/1'de yer alan "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki aydan altı aya kadar (Eski hüküm) hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü uyarınca ceza verilmiştir. Ancak bu cezada, Kanunun 29. maddesinde yer alan "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." hükmü uyarınca haksız tahrik indirimine gidilmiştir.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 05 Mayıs 2020 13:35, Son Güncelleme : 15 Ağustos 2021 19:01
Kayıt cihazıyla öğretmen eşini dinleyen kadına 'haksız tahrik' indirimi

Yargıtay, bir okulda kadın öğretmen olarak görev yapan sanığın, aynı meslekten olan resmi nikahlı eşi ... ile yine meslektaşı olan katılan arasında gayrimeşru ilişki olduğu düşüncesiyle eşinin aracına gizlice ses alma cihazı yerleştirip, katılanla kendi eşi arasında yüz yüze gerçekleşen, içeriği özel, aleni olmayan konuşmaları, konuşanların bilgisi ve rızası dışında kaydetmesi biçiminde sübut bulan eylemini haksız tahrik sayan yerel mahkeme kararını uygun buldu.

T.C. YARGITAY ONİKİNCİ CEZA DAİRESİ

Esas

: 2017/2015

Karar

: 2017/5898

Tarih

: 05.07.2017

ÖZET

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı TCK'nın 133/1, 29, 62/1, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Hakaret, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii ve katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

A) Hakaret suçundan kurulan mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL'ye kadar (2000 TL dahil) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL'ye kadar (3000 TL dahil) adli para cezalarının 5320 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla; 28.06.2016 tarihinde doğrudan hükmedilen 2000 TL'den ibaret mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin ve katılanın temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,

B) Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;

Bir okulda öğretmen olarak görev yapan sanık ...'nın, aynı meslekten olan resmi nikahlı eşi ...(Erkek) ile yine meslektaşı olan katılan ... arasında gayrimeşru ilişki olduğu düşüncesiyle eşinin aracına gizlice ses alma cihazı yerleştirip, katılanla kendi eşi arasında yüz yüze gerçekleşen, içeriği özel, aleni olmayan konuşmaları, konuşanların bilgisi ve rızası dışında kaydetmesi biçiminde sübut bulan eyleminin, haksız tahrik altında TCK'nın 133/1. madde ve fıkrasındaki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılanın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

TCK'nın 133. maddesinin 1. fıkrasında, iki aydan altı aya kadar hapis cezası öngörülmüş iken, suç tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 80. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK'nın 133. maddesinin 1. fıkrasındaki ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş olup, TCK'nın 7/2. maddesi gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun kararın gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak tayin edildiği açıklandıktan sonra, suç tarihi itibariyle sanık lehine olan düzenleme nazara alınmaksızın, TCK'nın 133. maddesinin 1. fıkrası gereğince 3 yıl hapis cezası hükmolunmak suretiyle sanığa fazla ceza hükmedilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber