Doktorlar neden mutsuz (4)

Kaynak : Akşam
Haber Giriş : 05 Nisan 2011 09:00, Son Güncelleme : 27 Mart 2018 00:42

Ön muhasebeden anlayan doktor aranıyor!

Doktorlar, Sağlık Bakanlığı'ndan iş, gelir, can güvenliği ve mesleki bağımsızlık konularında güvence istiyor. TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Öztürk, tıptan çok hukuk okuduklarını, hesaplama uzmanı gibi çalıştıklarını söylüyor

TÜRK Tabipler Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Osman Öztürk tıptan çok hukuk okumak zorunda kaldıklarını da ifade ederek, 'Ön muhasebeden anlayan hipokrat yemini etmemiş doktorluk aranıyor. Böyle doktorluk olmaz, kurumun kazancı bizi ilgilendirmez, hastalarımıza zarar veriyor' diyor. Sağlıkta bugün yaşananları bir özelleştirme politikası olarak gördüklerini ifade eden Öztürk'ün iddiasına göre vatandaş şu anda yaşadığını çok iyi anlamış değil. Öztürk sözlerini şöyle sürdürüyor: 'Hekimlerin de hastaların da hakları zarara uğruyor. Örneğin CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin 2009-2010 yılındaki sağlık harcamalarıyla ilgili ocakta verdiği soru önergesine alınan yanıtlar çok ilgi çekici. Örneğin tedavi harcamaları yüzde 20 artmış. İlaç harcamaları sabit kalmış ve vatandaşın ilaca ödediği katılım payı düşmüş. Bunlar çok güzel gelişmeler. Biz de takdirle karşılıyoruz. Ancak vatandaşın muayene katılım payı, çok az önemsenen eğitim ve araştırma hastanelerinde 8 TL'ye, üniversitelerde de 15 TL'ye çıkmış ki bu katkının yüzde 200 arttığı anlamına geliyor. Vatandaşın bir yıl içinde ödediği muayene katılım payı 465 milyondan 1.377 milyara çıkmış. Buna özel hastanelerde alınan ilave ücretleri eklerseniz daha vahim bir tabloyla karşılaşmanız mümkün.'

Dr. Öztürk, TTB olarak dört güvencenin ellerinden alındığını bunların tekrar kazanılması için uğraştıklarını söylüyor. İşte o istekler:

İŞ GÜVENCESİ YOK

Sektörde 118 bin doktor ve sağlık çalışanı sözleşmeli ya da taşeron çalışıyor. Haklarımızı ve mesleğimizi tehdit altında görüyoruz. Meslektaşlarımız araştırma yapamadan, kitap okuyamadan çalışmaya çalışıyor.

GELİR EMEKLİLİĞE YANSIMIYOR

Yaptığımız iş başına para kazanıyoruz. Ne olursa olsun ben para kazanıyorum diye düşünmek, hekim-hasta ilişkisini de bozuyor. Ayrıca hekimlerin bir sabit ücreti var, gerisi performanstan geliyor. Doktorun toplam ücreti emekliliğe yansımıyor.

DAYAK YEMEKTEN BIKTIK

Hekimler büyük bir şiddet dalgası altında. Gün geçmiyor ki bir hastaneden hasta yakınından dayak yiyen doktor haberi gelmesin. Dayak yemekten bıktık. Maalesef hekime şiddet münferit değil, müthiş bir yaygınlaşma söz konusu. Üzülüyoruz.

ŞU İLACI YAZ, ŞUNU YAZMA DENMEMELİ

Sürekli yeni genelgeler çıkıyor. Şu tetkiki iste, ardından isteme. Şu ilacı yaz, şu ilacı yazma. Bunları takip etmeye çalışmaktan mesleğimizi bağımsız yapamaz hale geldim. Benim teşhisimden yazdığım ilaca, isteğim tetkilere kadar her şeyi Sosyal Güvenlik Kurumu belirliyor. Bu durum da bizim çalışmamızı engelliyor. Tabii ki kaynakları verimli kullanmak gerekiyor. Zaten performans sisteminde de tetkik istemeniz gerekiyor. Ama her gün yeni bir genelge çıkarıyorlar hangi tetkikleri isteyebileceğine dair...

DOKTORLAR ANLATIYOR

Bilimsel çalışma cezası 350 gün mecburi hizmet

EŞİM ihtisasını bitirdiğinde, öncesinden yazışmalarını yaptığı için mecburi hizmete gitmeden önce kendi alanında dünyaca bilinen bir hocanın yanına bilimsel çalışma yapmak üzere yurtdışına gitti. Ben ve oğlum burada kaldık. Çünkü finansal açıdan eşime de destek olmam gerekiyordu. 1,5 yıl sonra eşim döndü, mecburi hizmet kurasında doğuda bir şehre ataması yapıldı. Biz yine ayrı kaldık. 550 günün çetelesini tuttuk. Sonunda mecburi hizmet süresinin bittiği yazısını beklerken 'Eşimin mecburi hizmetini yapmadan yurtdışına gitmesi nedeniyle bakanlığın ceza olarak bu süreyi 350 gün daha uzattığı' yazısı geldi. Eşim şimdi asker. Dönüşte de 350 günlük cezasını ödeyecek. O doktor olduğunda 15 aylık olan oğlum şimdi 6 yaşında. Eşim tümüyle aramıza katıldığında 3. sınıfa başlayacak.

Mutsuzluklarını paylaşacaklar

TÜRK Tabipler Birliği, bu hafta gerçekleşmesi beklenen Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile buluşmasında, doktorların mutsuzluklarının kaynağı olan sorunları içeren kalın bir dosyayı sunacak.

Bakan Recep Akdağ ile yapılacak toplantıya, TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu, 2. Başkan Özdemir Aktan, Genel Sekreter Feride Aksu Tanık ile üyeler Osman Öztürk, Arzu Erbilici ve Mehmet Zencir'in katılması bekleniyor.

TTB yöneticilerinin görüşmek istediği dosyanın en önemli maddesi performans sistemi. Bir TTB yetkilisi, üniversitelerde daha güncel görünse de, performans sisteminin Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerde de hekimler ve vatandaşlar açısından sakıncalarına ilişkin bir durum değerlendirmesi yaparak sunacaklarını ifade etti.

İkinci sırada hekimlerin iş güvencelerinin olmaması yer alıyor. Sağlıkta yaygın bir sözleşmeli ve taşeron uygulaması olduğuna dikkat çeken TTB yetkilileri, hekimlerin yaşadıkları şiddetten dolayı mesleklerini yapamaz hale gelecekleri de görüşme sırasında dile getirilecek.

TTB ayrıca kendi tam gün yasa tasarılarını da anlatarak, emekliliğe yansıyacak bir ücret düzenlemesini önerecek ve tam gün çalışmaya karşı olmadıklarını da anlatacak.

Uykusuz hekim, ölüm demektir

Asistan hekimler, Sağlık Bakanlığı'nın tam gün yasası ve performans sistemi uygulamalarını grevle protesto etti. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi'nde görev yapan asistan hekimler, hastane önünde kurdukları çadırda, haklarını alıncaya dek mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi. DEÜ Tıp Fakültesi önünde toplanan asistan hekimlere, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görevli asistanlar, Türk Tabipler Birliği Genel Başkanı Eriş Bilaloğlu, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdener Özer, sendikalar, öğretim üyeleri, sağlık çalışanları destek verdi. Hipokrat yemininde görev ve vicdanları arasına hiçbir şeyin giremeyeceğini söylediklerini belirten DEÜ Tıp Fakültesi asistan hekimler adına açıklama yapan Anıl Tanburoğlu, 'Bugün hastalarla aramıza para konusunun sokulmak isteniyor ve bu sistemi kabul etmeyeceğiz. Tıp fakültesinde ilk önce zarar vermemeyi öğrendik. Ama uykusuz doktor 'ölüm' demektir. Bu nedenle nöbet ertesi izin hakkımızı alacağımıza yemin ederiz. Bizler haklı istemlerimiz karşılanana dek iş bırakma eylemine devam edeceğiz. Bu süreç içinde doğacak mağduriyetlerden tamamıyla bu istemleri karşılamayanların sorumlu olacağını duyururuz. Asistan hekimler köle değildir' dedi. 490 asistanın katıldığı eyleme hocaları da destek verdi. Taner ALKAN / İZMİR

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber