Kılıçdaroğlu: Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu katıldığı bir canlı yayında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelere kayyum atanacağı iddiası ve İçişleri Bakanı Soylu'nun İBB Başkanı İmamoğlu için yaptığı "pejmürde" çıkışı için, "Her şeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok. Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler. Yargıtay Başkanı diyor ki, 'adalete güven yüzde 38'e indi' diyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı 'adalete güven kalmadı' diyor.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 03 Eylül 2019 23:06, Son Güncelleme : 03 Eylül 2019 23:20
Kılıçdaroğlu: Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler

Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk'te katıldığı Teke Tek Özel programında gazeteci Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu CHP'nin seçimlerde kazandığı Büyükşehir Belediyeleri için kayyum atanabileceği yönündeki iddialara ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için söylediği "Başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz" sözlerine yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, "Herşeyi yapabilirler, çünkü ortada hukuk, adalet yok. Bu akşam ikimizi de tutuklayabilirler. Yargıtay Başkanı diyor ki, 'adalete güven yüzde 38'e indi' diyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı 'adalete güven kalmadı' diyor. Bunlar şu anda koltukta olan kişiler. Savcılıktan temiz kağıdı almış, YSK seçime girebilirsin diyor. Sonra bunlara kayyum atanıyor. Anayasa'da o kadar açık ve net hükümler var ki. Anayasa 38. madde 'suçluluğu sabit oluncaya kadar kimse suçlu olamaz' diyor. Biz hukuk mücadelesini veriyoruz. Her alanda veriyoruz. Sıradan vatandaş belki bu mücadeleyi veremez ama tarihin bize yüklediği sorumluluğumuz var. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak gibi mücadelemiz var. Pejmurde adama ne söyleyeyim ben. Düne kadar Erdoğan'a söylediklerine bakın, bugün yaptıklarına bakın. Kişiliği olan insan söylediklerinin arkasında durur. Kişiliği olmayan bir insana ne söyleyebilirim ben. Düne kadar en ağır lafları ediyordunuz. Allah kimseyi bu duruma düşürsünüz. Hangi gerekçeyle alacaklar, alsınlar. Bulsunlar bir gerekçe. Ekrem İmamoğlu çok konuşuyor desinler alsınlar. Bizim hortumları kesti desinler alsınlar. Görevden alma gerekçelerin başında belediyenin kaynaklarının İstanbulluya, İzmirliye, Adanalıya, Mersin'e verilmesidir" dedi.

"KAYYUM İSTANBUL'DA 31 MART'TAN SONRA 2500 KİŞİYİ İŞE ALDI"

İBB'deki işten çıkarılanlarla ilgili de açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, "İstanbul örneğini alayım. Ekrem Bey'in seçimi kazandıktan sonra mazbatayı aldığında atadığı kişi sayısı 4 veya 5 kişi. Sonra kayyum geliyor. Yanlış hatırlamıyorsam 2 bin 500 kişi alınıyor o arada. Ekrem Bey, bunların işine son veriyor. Ekrem Bey 'Gelin başvurun, bizim aradığımız niteliklere sahipseniz sınav yaparız sizi alırız' diyor. O arada siz 2 bin 500 kişi alıyorsunuz.

Genel Sekreter, Ekrem Bey'e brifing veriyor bir de ayrılırken rakam veriyor, arada 2 bin 500 fark var. Diğer belediyelerde benzer şeyler var. Aşırı politize olmaları, sosyal medyada belediye başkanlarımıza hakaret var. Göreve iade ettiklerimiz var. Yanlış hatırlamıyorsam Adana'da bir şehit yakını vardı. Sosyal medyada hakaret etmişti ama 'Alın şehit yakınıdır' dedik. İşine son verilenler dediğim gibi. Haksız bir şekilde işine son verilmişse biz ona müdahale ediyoruz.

Hayır yok! Liyakatı olanlar varsa geri alınabilir. Haksızlığa uğrayan kişiler var, oraya milletvekillerinden oluşan heyet var. Onlara gidip bakın dedik. Kişinin A partisinden B partisinden olmasının önemi yok, sonuçta evine ekmek götürüyor çünkü" açıklamasında bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

Bu seçimi bundan sonraki başarılarımızın önemli bir adımı olarak görüyorum. Türkiye iç politikada, dış politidaka çok sıkışmış vaziyette. Savrulan bir Türkiye var. AK Partililer de, MHP'liler de, işçisi, memuru, emeklisi bunun farkında. Herkesin dönüp dikkatle izlediği birisi olması lazım. Biz bu konularda samimi olarak her şeyimizi bir şekilde ifade ettik. Önümüzde bir yerel seçimler vardı. Bizim için önemliydi. Sadece Türkiye değil büyük kentler de iyi yönetilmiyordu. Halk iyi yönetime susamıştı. Çok iyi adaylar çıkardık. Yerel yönetimlerde deneyim kazanmış, başarı elde etmiş birisini büyükşehir belediye başkanı adayı gösterdik. Eskiden bazen popüler isimleri bulur, seçimlere katılırdık. Bunun fazla bir şey kattığı yoktu bize. Onlar belediye başkanı olduğu zaman 5 yıllık süreci öğrenmemek, adapte olmak, mevzuatı bilmekle geçiyordu. Şimdi bunu aşmış olduk.

"BURSA'YI ALABİLİRDİK"

Burada yanıldığım, üzüldüğüm bir yer var o da Bursa. Bursa'yı alabilirdik, az bir puanla kaybettik. Bu bizim kabahatimiz. Biz orayı iyi yönetemedik. Bunu da rahatlıkla söylüyorum. Adayımız doğruydu ama biz orayı iyi yönetemedik. Sorun vardı. Dolayısıyla alabilirdik Bursa'yı, İstanbul'dan çok daha rahat alabilirdik, olmadı. Ama onun dışındaki illeri aldık. İstanbul'u vermek istemediler, doğrudur. YSK tarafından yasadışı karar verildi.

"ULAŞILMAYAN HER YERE ULAŞTIM"

Güneydoğulu vatandaşların kahvelerini ziyaret ettim. Gördüğüm tablo, medyaya yansıyan mektupların gelmesi, kardeşinin televizyona çıkması hiç etkilemedi. Devleti yöneten insanlar nasıl olur da terör örgütü başkanlığı ya da liderliği yapan bir kişiden nasıl olur da CHP'ye karşı medet umar hale gelirler? Ben gerçekten de bu ülkenin demokrasiden yana olan taleplerini gördüm. Eruhluların toplantısı vardı. Oturduk, konuştuk, ne yapacaklarımızı anlattık. Şunu gördüm, ben İstanbul'da miting yapmadım. Ama şunu yaptım; ulaşılmayan her yere ulaştım. CHP'lilere gitmedim, onlarla yan yana gelmemizin zaman kaybı olduğunu biliyordum. Her kesimle küçük küçük toplantılar yaptım. Toplantıya katılan kanaat önderlerinin arzu ettiği soruları sormasını istedim. CHP Genel Başkanı'ndan öğrenmek istediğiniz, eleştirdiğiniz konuları bana rahatlıkla anlatın dedim. Bu toplantıların her birisi birer mitingden daha değerliydi. Örgütlere 'Beni CHP'lilerle yan yana getirmeyin, CHP'ye oy vermemiş kanaat önderleriyle yan yana getirin' dedim.

KÜRT SORUNU AÇIKLAMASI

Kürt vatandaşlarımız 'Kürt sorununu neden çözmüyorsunuz' diyordu. Dindar vatandaşlarımızın da eleştirileri vardı. Sayın İmamoğlu'nun türbeleri ziyaret etmesi hepimizin yaşamında olan şeyler. Ekrem Bey, Beylikdüzü'nde belediye başkanlığı yaparken de aynı şeyleri yapıyordu. Kendisi Yasin'i gayet güzel de okudu. Kur'an okumasını biliyordu. CHP'ye yönelik algıları büyük ölçüde kırdık. Aramızda samimi bir bağ oluşturdu. Daha önce Erdoğan'ın 'CHP buralara giremez' dediği bütün alanlara girdik.

Ekrem Bey'in etrafında televizyonlar olduğu için AK Parti'lilerin tepkilerini yansıtıyordu. Ben televizyonlardan uzaktım. Benim o insanlarla oturup birebir konuşmam lazımdı. O toplantılardan bazılarını AK Parti'nin ilçe yönetimde görev alan hala ilçe yönetiminde olan kişileri de davet ettim. Topluman Erdoğan'ın hiç tahammül edemediği kesimlerine ulaştık. Medyanın önünde söylemedim ama onlarla konuştuğum her şeyin bugün de arkasındayım.

İMAMOĞLU'NUN ADAYLIK SÜRECİ

Ekrem Bey'i ilçe başkanıyken tanıdım. Gerek ilçe başkanlığı gerek belediye başkanlığında başarılıydı. Bulunduğu bölgede uyuşturucuların bir anlamda istilasına uğramıştı. Orayı kültür merkezine dönüştürmesi, gecekondu semtlerine büyük hizmetler götürmesi, okullar yapması. Açılışlara gidiyordum halkın kendisine gösterdiği sempatiyi görüyordum.

Sayın Topbaş görevinden alınınca Ekrem Bey'i aday olarak gösterdik. Ekrem Bey samimi bir insan. Düşünmediğini söylemez, proje diyorlardı, kendisi de söyledi zaten, ben Cumhuriyet projesiyim diyordu.

HDP İLE PKK İLİŞKİSİ

İster kurum, ister parti, ister şahıs olsun. Teröre karşı ortak mücadele, ortak duruş sergilemek durumundayız. Bu ülke terörden çok çekti. Bu duruşu hepimizin sergilemesi lazım. HDP'nin PKK ile arasına mesafe koyması lazım. Terörü besleyecek siyaseten kaçınmamız lazım. Bu bizim tarihsel sorumluluğuz.

YENİ SİSTEM ELEŞTİRİSİ

İsmi ne olursa olsun, her siyasal partiden eşit sayıda milletvekilinin katılacağı komisyonu örnek verdik. Meclis'teki komisyon Meclis dışındaki komisyonla işbirliğinde olacak. Bütün partilerin eşit sayıda ortak görüşüyle olacak. Bu konuya yıllarını vermiş araştırmacılar, yazarlar oturacak, konuşacaklar. Bizim görüşümüz bu. Bu görüşü sayın Erdoğan'a götürdüm. O zaman da olmadı, 'Hayır siz bunu bilmezsiniz, bunu biz çözceğiz' oldu.

Haftanın ya da ayın atmosferine göre bu değişebiliyor. Bu şartlar içinde, ağır koşullar, sorunlar yaşayan Türkiye, iç politika, dış politika, eğitim, ekonomide sorun yaşayan bir Türkiye'nin sorunlarını çözecek insanların biraraya gelip konuşmaları gerekiyor. Bizim devletin geleneğinde diyorum, şu anda bizim devlet yok, şu anda saray devleti var. Devletin önemli kurumlarının tepe yöneticileri gelir ana muhalefet partisi genel başkanlarına bilgi verirdi, bu bilgilerden bazıları ana muhalefet başkanında kalırdı. Türkiye'nin gerçeklerinden kopuk bir siyasi anlayışın olması lazım. Ben sayın Akar'a da söyledim. Şu anda Türkiye'de iki devlet var, bir saray devleti bir Türkiye devleti. YÖK Başkanı bir burada var, bir de sarayda var. Maliye Bakanı bir burada var, bir sarayda var.

Bakan dediğiniz eski müsteşarlar bunlar. Bunlara sekreter desinler, niye bakan demiyorlar. Çıkalım sokağa bir AK Partili kardeşimizi bulalım, 'bana beş tane bakan ismi say' diyelim sayamaz, 'iki tane say' desin vallahi onu da sayamaz. Böyle devlet yönetilmez. Bu bakanların hiçbirisi Meclis'e gelmiyor. Şimdi kanun geliyor. Kanunu AK Parti'den iki-üç milletvekili veriyor. Komisyonda soru soruluyor, teklifi veren milletvekili teklifte ne olduğunu bilmiyor, çünkü teklif sarayda hazırlanmış.

Hayır. Sadece bütçe görüşmelerine geldiler. Sonra bir de kalkınma planı için. Bakanların orada bir işi yok ki. Komisyonlara gelir, genel kurula gelemez. Şu anda devlet yönetilmiyor. Fatih Bey, düşündüğünüzden çok daha derin sorunlarla Türkiye karşı karşıya. Şube müdürü bile atanacaksa, beyefendiye sormak lazım. Sorunun çözümü Meclis'tir.

Ben de atandım bir dönem. Ama Başbakanlarla oturur konuşurdum. Ben daire başkanı iken müsteşarların önünde Başbakan'la, Bakanla tartışırdım. Müsteşar da bilirdi ki, bu konuyu en iyi bu biliyor. Biz artısını ve eksisini siyasi organa aktarmak zorundayız.

SURİYE POLİTİKASI

Şu eksenden asla çıkmayacağız. Herkesin kimliğine, inancına, yaşam tarzına saygı. Bu eksen sağı solu değil bu eksen insanlık ekseni. Bu eksende durduğumuz için eleştiri alabiliyoruz zaman zaman. Türkiye'nin en temel sorunlarından biri Kürt sorunu. Ülkeyi yönetmeye talip olan bir siyasal parti bu konuda düşünce ifade etmiyorsa söz sahibi olmasına gerek yok. Parti halkın partisi olma yolunda kararlılıkla devam ediyor. Herkesin partisi. Bir dönem CHP değişime direnen parti olarak adlandırılıyordu. Ben de muhafazakar kesime siz kendinize muhafazakar diyorsunuz, kendinize haksızlık ediyorsunuz, aslında muhafazakar olarak CHP'ye demelisiniz dedim. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan CHP'dir. Bir dönem Erdoğan 'Siz Sivas'ın ötesine geçemezsiniz' diyordu. Ekrem Bey nereye gidiyor? Diyarbakır'a. Diyarbakır Türkiye Cumhuriyeti'nin vilayeti. Orada görevden alınan kişi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçtiği kişiler değil miydi? Bazı çevreler sorunların çözülmesini istemezler ve sorunlardan beslenirler. Bu 19. yüzyılın geleneği. Sorun yaratır sonra çözer ve kahraman olursunuz. Bu 21. yüzyılın geleneği olamaz. Ortadoğu bataklığına battınız. Bu da başka felaket. İşin özü, partimizin içinde güzel bir görüş birliği ve uyum var. Bütün arkadaşlarımız düşünce, fikirleriyle, PM'deki söylemleriyle gayet güzel performans sergiliyorlar.

Bu söylemden sonra 23 Nisan'da Meclis'te özel gündemle toplandık. Orada bir konuşma yaptım. Cumhurbaşkanlığının tarafsızlığından başlayarak. 6 maddelik bir konuşma yaptım. Bu maddelerin gerçekleşmesi için ittifakta oluruz. Keşke olsa. Ama bunlarla AK Parti'nin ilgisi yok. Her tarafa gidiyor ve başlıyor CHP'ye saydırmaya. Sen nasıl tarafsızsın. Bizi eleştirebilirsin ama diyeceksin ki 'AK Parti'nin genel başkanı olarak bunları söylüyorum'. Cumhurbaşkanlığını istismar ediyorsun.

Bir devlette Cumhurbaşkanı devletin sigortasıdır. Devlette olağanüstü olaylar çıkıp çözülemiyorsa Cumhurbaşkanı aktörleri çağırıp oturup konuşmalıdır. Şimdi böyle bir mekanizma yok. Sigortası olmayan devletiz biz. Yokuş aşağı freni patlayan kamyon gibiyiz.

Oradaki Türk askerliğinin güvenliğini Rus ordusu sağlıyor. Acı ama gerçek bu. Bu konuda ilk iş Esad'la ilişkiye geçeceksiniz. Niye Rusya ile Amerika ile konuşuyorsunuz da Esad'la konuşmuyorsunuz. Esad Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmuyor mu? Suriye'nin parçalanmasını isteyen kim?

Niye peki onlarla konuşuyorsunuz? Dış politikada düşmanlık olmaz. Venizelos ne yaptı? Atatürk'ü Nobel'e aday gösterdi. Hani biz savaşmıştık? Bu çıtayı düşünsel olarak yakalamıyorsanız o devleti yönetemezsiniz. Mısır da aynı şey. Ortadoğu bataklığına niye girdik biz? Siz niye buraya silah gönderiyorsunuz? Putin'e kim sözü verdi? Türkiye. 'Silahları bu terör örgütlerinden alacağım' diye.

AK Parti'nin bakanı 'adım gibi biliyorum silahlar Türkmenlere gitmedi' diye. oradaki terör örgütlerine her türlü destek yapıldı.

Bugün emekliye ayrılmış bir komutanla görüştüm. O bölgede görev yapan komutanla görüştüm. O bölgede yaşanan vahşeti anlattı. Çocukların, kadınların, yaşlıların nasıl katledildiği?

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber