Memurun Ceza Yargılaması Sonucunun, Disiplin Cezalarına Etkisi ve Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edilmesi
Devlet memurluğundan çıkarılmaya ilişkin disiplin cezasının iptali talebiyle açılan davada sonuca etkili iddianın kararda karşılanmaması, gerekçeli karar hakkının ihlali sonucunu doğurabilir.

Anayasa Mahkemesine yansıyan bireysel başvuruya ilişkin (Başvuru Numarası:
2020/23944) alınan kararla gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna
ulaşılmış ve ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama
yapılması için Danıştay Beşinci Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bireysel başvuruya konu olayda özetle, Kozan Cumhuriyet Başsavcılığının 5/1/2009
tarihli iddianamesiyle ihaleye fesat karıştırma ve basit yaralama suçlarından
cezalandırılması talebiyle başvurucu hakkında Kozan Ağır Ceza Mahkemesinde (Ceza
Mahkemesi) kamu davası açılmıştır.
Ceza Mahkemesi ihaleye fesat karıştırma suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla
cezalandırılmalarına hükmetmiş, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi
Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB)
karar vermiştir.
Başvurucunun temyiz talebi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 30/9/2013 tarihli
kararla sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkümiyet
hükümlerinin onanmasına karar vermiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun'un 12.
maddesi ile değişiklik yapılan 235. maddesinin yeniden düzenlenmesi nedeniyle
uyarlama yargılaması yapılması için dosya yeniden resen esasa alınmıştır.
Ceza Mahkemesi 18/11/2014 tarihli yeni kararla başvurucunun da aralarında bulunduğu
sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan 1 yıl hapis cezasına hükmetmiş
ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca da HAGB kararı vermiştir. Karar
gerekçesinde, sanıkların suç kabul edilen eylemleri için suç tarihinde yürürlükte
bulunan 5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinin birinci fıkrasında 5 yıldan 12
yıla kadar hapis cezası öngörülmüşken Ceza Mahkemesinin kararından sonra kararın
temyiz incelemesi aşamasında yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun ile 5237 sayılı
Kanun'un 235. maddesinin birinci fıkrasında hem ceza miktarlarında hem de suçun
unsurlarında değişikliğe gidildiği, buna göre 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası
öngörüldüğü belirtilmiştir.
Başvurucunun itiraz talebi, Ceza Mahkemesinin 15/11/2021 tarihli kararıyla
HAGB'ye yönelik kararlarda düzeltmeyi gerektiren bir husus bulunmadığı gerekçesiyle
reddedilmiştir. Anılan karara da itiraz edilmesi üzerine Ceyhan 1. Ağır Ceza
Mahkemesi 3/12/2021 tarihli kesin olmak üzere ret kararı vermiştir.
. Başvurucu hakkında ceza soruşturmasıyla bağlantılı olarak Adalet Bakanlığı
Yüksek Disiplin Kurulu tarafından idari soruşturma başlatılmıştır. Başvurucunun
memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte disiplin suçu işlediği gerekçesiyle
14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca
başvurucunun 28/6/2010 tarihinde devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiş,
devlet memurluğundan çıkarılma işleminin iptali talebiyle Bursa 1. İdare Mahkemesinde
(İdare Mahkemesi) dava açmıştır.
İdare Mahkemesi 26/10/2011 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Başvurucunun
temyiz talebini Danıştay Beşinci Dairesi 12/1/2017 tarihinde reddederek onama
kararı vermiştir. Başvurucu; hakkında verilen 4 yıl 2 ay hapis cezasının kaldırıldığını,
uyarlama yargılaması yapılarak hakkında HAGB kararı verildiğini, bu nedenle
İdare Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, HAGB kararının memuriyete engel teşkil
etmediğini belirterek karar düzeltme talebinde bulunmuş, talep Danıştay Beşinci
Dairesi tarafından reddedilmiştir.
Bu aşamada ilgili tarafından devlet memurluğundan çıkarılmaya ilişkin disiplin
cezasının iptali talebiyle açılan davada sonuca etkili iddianın kararda karşılanmaması
nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin, AYM ye
16/7/2020 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
Bilindiği üzere, 657 sayılı Kanun'un "Disiplin cezalarının çeşitleri
ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin devlet
memurluğundan çıkarma cezasını düzenleyen (E) bendinin (g) alt bendi şöyledir:
"E - Devlet memurluğundan çıkarma : Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak
üzere memurluktan çıkarmaktır.
Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
...
g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç
verici hareketlerde bulunmak,
..."
5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 6459 sayılı
Kanun'la değiştirilmeden önceki hali şöyledir:
"(1) Kamu kurum veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım
veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat
karıştıran kişi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinin (1) numaralı fıkrasının yürürlükteki
hali şöyledir:
"(1)Kamu kurumu veya kuruluşları adına yapılan mal veya hizmet alım
veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapım ihalelerine fesat
karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
5271 sayılı Kanun'un somut başvuru sırasında yürürlükte olan 231. maddesinin
(5) numaralı fıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında
bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder."
. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun HAGB kurumunun niteliğine yer verilen 1/2/2012
tarihli ve E.2011/19-639, K.2012/30 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile kurulan hüküm,
belli bir süre sanık hakkında hüküm ifade etmemekte, herhangi bir sonuç doğurmamaktadır.
Sanık bulunduğu hal üzere bırakılmakta, aynen yargılanan kimsenin durumunda
kalmakta ve yapılan yargılama geçici bir süre askıda kalmaktadır. Askı süresi
boyunca, yargılanan kimsenin sanık sıfatı devam eder ise de, hiçbir şekilde
bu kimse hükümlü sayılamaz."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kararlarında da HAGB kurumuna yönelik olarak
yukarıda alıntısı yapılan kararla aynı nitelendirmeye yer verilmiştir.
Somut olayda ise başvurucunun memuriyetinin sona erdirilmesi işlemine karşı
açılan dava kanun yolu incelemesi aşamasındayken ortaya çıkan yeni hukuki durum
(HAGB kararı) yargılamanın sonucu değiştirebilecek ve sonuca etkili olabilecekken
ileri sürülmesine rağmen söz konusu temel argümanların kanun yolu mahkemesince
incelenmediği ve gerekçeli kararda anılan hususlara yönelik herhangi bir değerlendirmede
bulunulmadığıdır. Bu kapsamda uyuşmazlığa yönelik temel meseleler kanun yolu
mahkemesince gerekçeli kararda tartışılmamıştır. Bu durumun yargılamayı bir
bütün halinde adil olmaktan çıkardığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle AYM tarafından Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına
alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine
karar verilmiştir.
Sonuç itibari ile idare tarafından yapılan her türlü eylem ve işlemin gerekçesinin ilgili dokümanlarda yer verilmesinin ve bu hususların mahkemelerce kanun yolu mahkemelerince incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi durumlarda uzayan yargılama süreçleri, adil yargılanma hakkının tesisinde gecikmeler ve hak kayıpları ortaya çıkabilecektir.