Kısıtlamada en kritik gün geldi, yeni yasaklar devreye alınıyor
Türkiye'de geride kalan 24 saatte 20 bin 107 kişinin testi pozitif çıktı, vefat sayısı 300'ün altına düştü. Ağır hasta sayısı 3 bin 260 oldu, 278 kişi hayatını kaybetti. 35 bin 529 kişinin Kovid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 4 milyon 662 bin 328'e yükseldi. Öte yandan 17 günlük tam kapanma süresinin en kritik iki gününe girilirken, cumartesi ve pazar günleri yeni kısıtlamalar devreye alınıyor.
Kovid-19 salgınında artan vaka sayıları ve yoğun bakım ünitelerindeki doluluğun
ardından 29 Nisan akşamından itibaren başlayan tam kapanma döneminde 1 haftalık
süreç geride kaldı. Salgınla mücadele kapsamında uygulanan 17 günlük kesintisiz
sokağa çıkma yasağında yeni bir aşamaya gelindi.
Hafta sonu için en çok merak edilen ise marketler, semt pazarları ve Anneler Günü dolayısıyla çiçekçilerin durumu. İçişleri Bakanlığı bu hafta sonu açık ve kapalı olacak işletmelerle ilgili hatırlatma yaptı.
Mayıs ayının ilk pazarı kutlanan Anneler Günü, bu sene 9 Mayıs Pazar gününe denk geliyor. Bu nedenle çiçekçiler bugün ve yarın 10.00-17.00 saatleri arasında açık olacak. Çiçekçiler evlere sipariş götürebilecek.
TEZGAH ARALARI 3 METRE
8 ve 15 Mayıs'a denk gelen cumartesi günleri saat 10.00-17.00 arasında sadece yaş sebze/meyve ile fide satışı yapan pazarlar açık olacak. Vatandaşlar en yakın pazaryerine gidebilecek. Mevcut pazaryerleri genişletilecek. Ürünlere dokunmak yasak, tezgah aralarında 3 metre mesafe olacak.
MARKETTE KISITLAMA BAŞLIYOR
Zincir ve süper marketler yarın kapalı olacak. Sadece mahalle bakkalları vatandaşlara
hizmet verecek. Bakkallarda da temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra
sadece hayvan yemi ve mamalarıyla kozmetik ürünleri (parfümeri ve makyaj malzemeleri
hariç) satılabilecek.
VAKALAR AZALDI AMA...
Öte yandan Kovid-19 salgınında artan vaka sayıları ve yoğun bakım ünitelerindeki doluluğun ardından 29 Nisan akşamından itibaren başlayan tam kapanma döneminde 1 haftalık süreç geride kaldı. İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde tam kapanmanın etkileri ile alınan önlemlerin vaka ve ölüm oranlarına yansımasını sorduğumuz uzmanlar, tablonu iyiye gittiğini ancak yeterli etkinin henüz görülmediğini dile getirdiler.
Milliyet'ten Mert
İnan'ın haberine göre, "kısıtlama ile birlikte elbette iyileşme var" diyen,
İstanbul Aile Hekimleri Derneği Başkan Yardımcısı Dr.Mustafa Tamur; şu değerlendirmelerde
bulundu; "Ancak bu iyileşmenin kalıcı olduğunu söylememiz zor. Vaka sayısı azalırken,
hasta sayısında henüz bir azalma yok. Ağır hasta ve temaslı sayımız ülke genelinde
500 bin civarında.
Şu an için Bağcılar, Gaziosmanpaşa, Bahçelievler, Kağıthane, Bayrampaşa halen
en riskli ilçeler. Silivri, Adalar, Çatalca, Şile, Beşiktaş, Şişli daha iyi
durumdaki yerleşim yerleri. Örneğin Beşiktaş'taki kırmızı risk oranı yüzde 29
düşerken, Bağcılar'daki düşüş sadece yüzde 2, Gaziosmanpaşa'da yüzde 3 seviyesinde.
Bir hafta öncesine göre Kağıthane'deki kırmızı renk skalası yüzde 9 iyileşmiş.
Kadıköy'deki azalma yüzde 15 olurken, Adalar'daki kırmızı risk oranı yüzde 58,
Şile'de yüzde 43, Çatalca'da yüzde 36 olarak tespit edildi.
Bu dönem için günlük ölüm sayısının 500'ü bulacağını tahmin ediyorduk, neyse
ki bu rakamı görmedik. Ölüm sayıları yeni haftayla birlikte düşmeye başlayacaktır".
Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz ise "Verilerde dikkatimizi çeken bir detay var. 14-20 Nisan arasında günlük vaka ortalaması 60 bin bandındayken, bir hafta sonrası yani 21-27 Nisan haftasında bu oran 46 bine düşüyor. 28 Nisan ile 4 Mayıs haftasındaki vaka sayısının ortalaması ise 31 bin. Bu kadar hızlı bir düşüş ilginç. Vaka sayıları azalsa da ölüm sayısındaki düşüşü 15 Mayıs'tan sonra görebiliriz. Yoğum bakım servislerindeki arkadaşlarımız hasta yoğunluğunun devam ettiğini dile getiriyorlar. Bu tablonun da terse dönmesi için 2 hafta geçmesi gerekiyor. 17 Mayıs'ta vaka, ölüm ve yoğun bakımlardaki azalmayı göreceğiz ancak pandemiden çıkış için aşı olmazsa olmaz" dedi.
İSTANBUL'DA YÜZDE 38
Bilgisayar ve Yazılım Uzmanı Zeki Berk düşüşe rağmen ülkenin yüzde 90'ının
çok yüksek risk seviyesinde olduğuna dikkat çekerek, "Bazı illerdeki düşüş yüzde
50 seyrederken, İstanbul'daki oran ise yüzde 38 olarak göze çarpıyor. İzmir
ve Ankara için de benzer oranlar söz konusu. Düşüşe rağmen ülkenin yüzde 90'ı
çok yüksek risk seviyesinde yeralıyor. Ölüm oranları da hala yatay" ifadelerini
kullandı.
Ankara Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi'nden Prof.Dr.Fatih Tank da,
"Tüm illerde dünyanın hiçbir ülkesinde benzeri olmayan bir düşüş söz konusu.
Sağlık Bakanlığı'nın verilerinde rakamsal hatalar oluyor. En çok düşüş olan
iller yanlış verildi. Bu durum tedirgin ediyor." dedi.
ÖNLEM ALINSIN, OKULLAR AÇILSIN
Bu arada Türk Tabipleri Birliği (TTB) uzaktan eğitimin çocuklara etkisini ortaya
koymak için Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Milli
Pediatri Derneği ve Türkiye Psikiyatri Derneği'yle bir çalışma grubu oluşturdu.
Bu kapsamda dün TTB'nin Youtube kanalında yapılan basın toplantısında çalışmaların
sonuçları ve çözüm önerileri paylaşıldı.
Milliyet'ten Ozan
Ömer Kadüker'in haberine göre, çalışma grubunun açıklamasını yapan Dr. Tomris
Cesuroğlu, "Türkiye, OECD ülkeleri arasında ilkokulları en uzun süre kapatan
ülke olmuştur. Daha fazla kaybı engellemek için Ramazan Bayramı sonrasında diğer
yerler açılmadan önce ilk olarak okul öncesi eğitim kurumları, ilkokullar, köy
ve belde okulları ve özel eğitim merkezleri açılmalıdır" ifadelerini kullandı.
Cesuroğlu, uzaktan eğitimin yarattığı zararları şu şekilde sıraladı: Eğitimden
uzak kalmak çocuklarda bilişsel gelişimi aksatmaktadır. Yaş ne kadar küçükse
bu etki o kadar fazla olmaktadır. Uzaktan eğitim başarıyla yapılsa dahi, erken
yaşlarda uzaktan eğitim örgün eğitimin yerine geçemez.
Uzaktan eğitime farklı kaynaklara göre öğrencilerin yüzde 12 ile yüzde 32'sinin
erişimi yoktur. Yani 2 ile 6 milyon çocuk ve genç bir yıldır eğitimden kopmuştur.
Evde kalmanın çocuklar için ağır ihmal, istismar, artan açlık, işçi olarak çalıştırılma,
erken yaşta evlendirilme, örgün eğitimden tamamen kopma gibi sonuçları oluşmaktadır.
ONLARA DA MUAFİYET SAĞLANACAK
Öte yandan Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, İçişleri Bakanı
Süleyman Soylu ile görüştü. Görüşmede, göçmenlerin ilaç alımlarında yaşanan
aksaklıkların giderilmesi için Göç İdarisi ile yapılan protokolde revizyona
gidilmesi, eczane teknisyenleri, eczacı odası çalışanları ve TEB çalışanlarının
kısıtlamalardan muaf tutulması gibi konular ele alındı.
Aykut Yılmaz'ın haberine göre, Çolak başkanlığındaki, 2. Başkan Oğuz Ekincioğlu
ve Genel Sekreter Arman Üney'in yer aldığı TEB heyeti, İçişleri Bakanı Soylu'yu
makamında ziyaret etti.
Görüşmede, ülke genelinde uygulanan tam kapanma tedbirleri kapsamında, eczane
teknisyenlerinin eczanelere, eczacı odaları ve birlik çalışanlarının da oda
ve birliklere gidiş gelişi için kısıtlamalardan muaf tutulması talebi öncelikli
olarak değerlendirildi.
Edinilen bilgiye göre, sıkıntının yaşanmaması için İçişleri Bakanlığı Bilgi
İşlem sistemiyle, TEB Eczacı Bilgi Sistemi'nin (EBS) entegrasyonu sağlanacak.
Bu sayede, EBS'de kayıtlı olan eczane teknisyenlerinin, eczacı odası çalışanlarının
ve TEB çalışanlarının; muafiyetle ilgili bir kısıtlamayla karşılaşmadan e-devlet
üzerinden görev belgesi düzenleyebilmesi sağlanacak.
Görüşmeye dair Milliyet'e konuşan TEB Başkanı Çolak, "Böylesi yoğun bir dönemde
bakanımız bizlere vakit ayırdı ve TEB olarak önemsediğimiz iki konuyu kendilerine
aktarma şansı bulduk.
Bunlardan birisi Göç İdaresi Protokolü'nün revizyonu oldu. Göçmenlerin ilaç
alımlarında yaşanan aksaklıkların giderilmesi adına bu revizyonu önemsiyoruz.
Bir diğer konu ise, kısıtlamalarda meslektaşlarımızın kimliklerinin ve eczane çalışanlarımızın görev belgelerinin muafiyet için yeterli sayılmasına ilişkindi. Öncesinde izin belgeleri sisteme kayıtlı değildi" bilgisini verdi.