Bakan Tunç: Terörle mücadelede başarı sağlandı

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Terörün sonlandırılmasına yönelik büyük bir mücadele yapıldı ve başarı sağlandı. Teröre zemin hazırlayan unsurları kaldırmanın gayreti içinde olduk." dedi.

Kaynak : Memurlar.Net
Haber Giriş : 28 Şubat 2025 19:58, Son Güncelleme : 28 Şubat 2025 20:58
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, merak edilen soruları CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge'de yanıtladı. Bakan Tunç'un açıklamaları özetle şöyle:

Şimdi tabii ülkemiz 40 yıldan bu yana terörle mücadele ediyor. Ve 40 yıldan bu yana da ülkemizin gelişmesinin, kalkınmasının önündeki en büyük engellerden birisi de terör meselesiydi. Şehitler verdik. Maddi, manevi çok büyük acılar yaşadık. Tabii terörün sadece PKK terör örgütü değil, diğer terör örgütleriyle de aynı anda mücadele eden bir ülke konumundayız.

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİMİZ YENİ DEĞİL"

Terörün sonlandırılması, terörsüz bir Türkiyeye adım atılması noktasındaki çabamız, kararlılığımız bizim sadece bugünkü meselemiz değildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın 22 yıldan bu yana, 23 yıldan bu yana terörü bitirmek için büyük bir mücadelesi var. Özellikle terör örgütünün yok edilmesiyle ilgili güvenlik güçlerimizin bugüne kadar kararlı ve başarılı bir mücadelesi söz konusu oldu.

Özellikle son yıllarda teknolojinin de verdiği imkanlarla, savunma sanayimizin geldiği yerlilik ve millilik imkanlarıyla da terörün adeta içerde sonlandırılmasına yönelik büyük bir mücadele yapıldı ve başarı da sağlandı. Tabii özellikle 22 yıldan bu yana teröre zemin hazırlayan unsurları da ortadan kaldırmanın gayreti içerisinde olduk. Bu anlamda da ülkemiz özellikle temel hak ve özgürlüklerin genişlemesi, bu sadece Kürt kökenli vatandaşlarımız için değil, bugün 28 Şubat, tüm insanlarımız için etnik kökeni ne olursa olsun, ırkı, rengi, dili, dini ne olursa olsun bütün vatandaşlarımız için temel hak ve özgürlükleri alabildiğine genişleten bir ortamı sağlamaya çalıştık. Ülkemizin yüksek standartlı bir demokrasiye kavuşması için çok mücadele ettik, ayrımcılığı ortadan kaldırdık, özellikle ülkemizin hiçbir vilayetine ayrım yapmadan Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde eserlerle donattık. Hakkariye'de üniversite yaptık, Sinop'a da yaptık, Yüksekova'ya da havalimanı yaptık, oralara yatırım götürürken terör örgütünün o şantiyeleri nasıl bastığını, orada öğretmenlerimizi eğitim için gönderdiğimiz öğretmenlerimizi şehit ettiğini, doktorları şehit ettiğini üzülerek hep yaşadık bu acıları birlikte yaşadık.

"KÜRTÇE YASAĞI VARDI"

Demokratikleşme anlamında da temel halk özgürlüklerin alabildiğini genişlemesi ve özellikle eleştiri konusu yapılan hususları da birer birer ortadan kaldırdık. Kürtçe yasağı vardı, yani insanların kendi ana diliyle konuşabilmesi imkanlarını genişlettik, arttırdık, gerek mahkemelerde gerek cezaevlerinde kendi savunmasını yaparken ya da bir yakını ile görüşürken kendi diliyle konuşamıyordu insanlar. Bunlar hepsi mevzuatımızda değiştirilen, genişletilen hususlar olarak tarihe geçti. Bir siyasetçi kendi diliyle propaganda yapamazdı. Bölgesinde gittiği zaman bir kahvehanede toplantı yapacak, karşısındakiler kendi diliyle konuşulmasını isteyecektir. Yapamazdı. Bunların önü hep açıldı. Kürtçe televizyon, devlet televizyonu yayına girdi. Çok geride kalan tartışmalar. Ülkemiz yüksek standartlı bir demokrasi noktasında çok ilerlemeler sağladı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde. 2005 yılındaki Diyarbakır konuşmasını hatırlıyoruz. Kürt sorunu olarak nitelendirilen sorunu şu son 22 yılda tüm dirençlere rağmen, birçok engellemelere rağmen, muhalefetin karşı gelmesine rağmen o sorunu ortadan kaldırdık.

'DEVLET GEREĞİNİ YAPAR'

Burada Sayın Bahçeli'nin grup konuşmasında gerçekleştirmiş olduğu konuşma sonrasında yeni bir çalışma başladı. Tabii üç kez İmralı'ya gittiler, DEM heyeti ve görüşmeler sağladılar. Üçüncü görüşmenin sonunda da terör örgütü elebaşının terör örgütüne yönelik açıklamasını kamuoyuyla paylaştılar. Hem Türkçe hem Kürtçe olarak paylaştılar ve açıklamayı gördük. Bu açıklamanın terör örgütü elebaşı tarafından kurucusu olduğu, terör örgütüne hitaben olduğu belli. Buradaki muhatap tamamen terör örgütü, silah bırakılması, tüm grupların silah bırakmasını içeriyor. Ve PKK'nın kendisini fesh etmesine yönelik terör örgütü elebaşının kendi örgütüne yönelik bir talebi, bir çağrısı. Tabii bu çağrının nasıl karşılık bulacağı, muhatabının bunu nasıl değerlendireceği elbette ki önümüzdeki süreçte gözlemlenecek bir husus. Burada terörsüz bir Türkiye diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti. Dolayısıyla hukuk devleti şiddeti kabul etmez ve gereğini yapar. Bunu başından beri bunu söylüyoruz. Terörü kabul etmez demokratik bir devlet. Talepler şiddet yoluyla istenmez demokratik bir devlet. Düşünce ve ifade özgürlüğü şiddeti içermez.

Anayasamızın 26. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10-11. maddeleri, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 19. maddesi, evrensel hukuk bunu içerir. Dolayısıyla şiddet hareketleri, terör bittiğinde ülkemiz kazanacaktır. Bu anlamda da eğer bu çağrıya terör örgütü kendi elebaşının çağrısına cevap vermezse, yine hukuk devleti içerisinde bu mücadele kararlılıkla sürecektir.

"HERHANGİ BİR PAZARLIK SÖZ KONUSU OLAMAZ"

Şehit ailelerimizi incitecek, onları üzecek, milletimizi rahatsız edecek hiçbir adım atılmaz. Burada muhatap, terör örgütü elebaşının muhatabı devlet değildir, terör örgütüdür. Bu çağrı devlete yapılmış bir çağrı değildir. Örgüte yapılmış bir çağrıdır. Örgüt, lider olarak kabul ettiği terör örgütü ele başına sözüne gider, silah bırakırsa zaten kendini fesh etmiş olur. Aksi takdirde yine bu ülkenin terörle mücadelesi kararlılıkla devam eder. Zaten bu noktada büyük bir başarı sağlandı. Tabii özellikle bunun karşılığında ne verildi, bu açıklamayı neden yaptılar şeklinde bir takım tereddütler, yorumlar yapılıyor. Burada herhangi bir pazarlık söz konusu olamaz. Bunun karşılığında devlet şunu yapacaktır şeklindeki bir yorum doğru olmaz.

Hukuk Devleti'nde böyle gizli pazarlıklar olmaz. Her şey şeffaf bir şekilde. Bir suç işlenmesi durumunda yargısı vardır. İlgili kurumları vardır. Terörle mücadele eden güvenlik güçleri vardır. Dolayısıyla buradaki hedefimiz, 40 yıldan bu yana bu ülkeyi sıkıntıya sokan, en çok da Güneydoğu'daki insanlarımızı, Kürt kökenli vatandaşlarımızı rahatsız eden ve binlerce insanımızın hayatına mal olan askerimizin, polisimizin, öğretmenimizin ve bu kadar büyük kayıplara neden olan bir terör örgütünün sonlandırılması ülkemiz için Türkiye vücuduna başlarken terörsüz bir Türkiye'ye adım atmak ülkemiz için çok büyük fayda sağlayacak ki çevremizdeki gelişmeler, güneyimizde bir terör devletinin kurulmamasına yönelik yaptığımız mücadeleler ortada. Dolayısıyla enerjimizi teröre değil, enerjimizi milletin refahına harcamış oluruz. Oraya harcanacak trilyonlarca kaynağı milletimizin cebine, milletimizin refahına akıtmış oluruz.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber