Erdoğan'dan Özgür Özel'e ekonomi tepkisi: Sen kimsin ya?
TBMM'de konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saraçhane'deki gösteriler sırasında Bakan Mehmet Şimşek'e yönelik asılsız ithamlarda bulunan Özgür Özel'e sert ifadeler kullandı. Erdoğan, "Sen kimsin ya? Haddini bil, her şeyden önce senin gramın kaç" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye ekonomisine, milletin huzuruna yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacaktır." dedi. Erdoğan, AK Parti'nin Meclis'teki grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti ailesinin teşkilatları, belediyeleri, milletvekilleri ve genel merkeziyle sahada aktif bir şekilde çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı, "Bu muazzam ruh şölenine gölge düşürmeye çalışanlara aldırmadan, 81 vilayetimizin her karışında bir ay boyunca bir gönüle daha girmek için koşturan tüm yol arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum." dedi.
Aslolan Milletimize Hizmet
Geçtiğimiz günlerde önceki dönem milletvekillerimizle yaptığımız iftarda da ifade ettiğim gibi, AK Parti'de eski diye bir kavrama yer yoktur. Partimizin temsilcisi olduğu davaya inancını muhafaza eden herkes, ebedi AK Partilidir. Görevler ve ünvanlar gelip geçicidir. Aslolan ülkemize, milletimize hizmet etmektir.
Kuyruk Acıları Dinmedi
Bize yönelik husumetlerin bir kısmı, çeşitli maskeler altında ülkeyi sömürenlerin soygun çarkını bozmamızdan kaynaklanıyordu. 23 yıl boyunca en büyük nefreti bunlardan gördük. Kimi zaman Gazi Mustafa Kemal'i, kimi zaman batıyı, kimi zaman da milletimizin çeşitli kesimlerinin inanç ve köken hassasiyetlerini istismar eden bu yağmacıların kuyruk acısı hala dinmedi.
Her Türlü Sabotajın Hesabı Yargı Önünde Sorulacak
Türk ekonomisinin batırılması için çalışmak dahil, beşinci kol faaliyetlerinin yürütülmesinin gerisindeki sebeplerden biri kendi çıkarını her şeyin önünde tutan köksüzlerin sayıca fazla olmasıdır. Türkiye ekonomisine, milletin huzuruna yönelik her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacaktır. Kuzu postuna bürünmüş sırtlanları, fitnecileri, kuşağındaki hançeri sırtımıza saplamak için yanımızda dolaşan riyakarları çok ama çok iyi biliyoruz.
İstanbul Bir Anda 1989-94 Dönemine Geri Döndü
Uzunca bir süredir dile getirdiğimiz, bazılarını rahatsız etse de yaşanan gelişmelerin hakikatin ta kendisi olduğunu gösterdiği bir tespitimiz var; Türkiye'nin kaderiyle AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın kaderi iç içe geçmiştir. Son dönemde yaşanan gelişmeler bu tespiti bir kez daha ispatlar niteliktedir.Bir kısmı 2019 yılına kadar uzanan şu veya bu sebepten belediyelerde yaşadığımız kayıpların hem şehirlerimize hem ülkemize nasıl büyük maliyetler getirdiğini görüyorsunuz. Türkiye bir anda adeta belediyeler bağlamında 1989, 1994 yılı dönemine geri döndü. Şehirlerimiz ve oralarda yaşayan on milyonlarca insanımız hizmet göremedikleri gibi, üstüne bir de hakaret işitiyorlar.
Yamyamlığın Kitabını Yazdığı Anlaşılıyor
Yanan otobüslerin, çalışmayan merdivenlerin, aksayan hizmetlerin suçu İstanbullu kardeşlerimize yükleniyor. Belediyelere ödenen vergilerle aktarılan kaynakların eser ve hizmet yerine birilerinin şahsi çıkarları için kullanıldığı ortaya çıkıyor. İstanbul'un büyükşehiri ve kimi ilçe belediyeleriyle yolsuzluk, hırsızlık konusunda yamyamlığın kitabını yazdığı anlaşılıyor.
Brezilya Dizileri Benzetmesi
Usulsüz diplomayla başlayıp, rüşvet ve haraç çarkıyla devam eden rezilliklerin boyutu son operasyonlarla gün yüzüne çıkmış oldu. Güya yakın tankeriyle taşınan milyonlarca liralık sebze-meyveden İstanbul halkının en mahrem bilgilerinin peşkeş çekilmesine, hırsızlıklardan, halkın parasıyla beslenen tetikçilere kadar her türlü hukuksuzluk var. İstanbul'un CHP'li belediyelerindeki yolsuzlukları dizi yapmaya kalksanız Brezilya dizilerinden daha fazla malzemeyle karşılaşırsınız. Üstelik bunlar henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmeden CHP'nin içinden gelen belge ve bilgiler ışığında güvenlik güçlerinin ve yargının elde ettiği suçlar. Büyük turplar ortaya saçıldığında bunların bırakın milleti, kendi yakınlarının suratlarına bakacak yüzleri kalmayacak.
"TEHLİKELİ YOLU İÇİNDEN ÇIKILMAZ HALE GETİRİYORLAR"
CHP, insanları sokağa döküp ülkede kaos çıkarmaya çalışarak skandalı örtbas etme çabasına girişti. Çalana değil, yakalayana kızıyorlar. Marjinal örgütlerin yol açtıkları rezaletleri sahiplenerek girdikleri tehlikeli yolu iyice içinden çıkılmaz hale getiriyorlar.
Soruşturma başlayınca itirafçılık sırasına girenler CHP'li. Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni belge yağdıranlar CHP'li. Suç örgütünün sosyal medyada kullandığı tetikçilerden bıkanlar CHP'li. 'Kurultayda şaibe var' diyerek mahkemeye şikayette bulunanlar CHP'li. Ama suçlu AK Parti. Biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz. Partinizdeki ihbarcılık yarışına bizi neden karıştırıyorsunuz. Soyguncular birbirine girmiş, gidip polise ihbar etmiştir. CHP yönetimine şunu hatırlatıyorum; seviyeyi ne kadar düşürürseniz düşürün boşuna. Macun bir defa tüpten çıkmıştır. Yolsuzluk çarkınız deşifre olmuştur. Pisliklerin üzerini örtemezsiniz.
"KABRİSTANLARI YIKMANIN KİME NE FAYDASI VAR?"
Medya gruplarını şikayet ediyor. Bizi dünyaya şikayet ediyor. Hazine ve Maliye Bakanımı şikayet ediyor. Sen kimsin? Her şeyden önce senin gramın ne. Nasıl olur da Hazine ve Maliye Bakanımı şikayet etmeye kalkarsın. Hepsinden öte bu marjinal grupları Şehzadebaşı'na toparlayıp orada caminin yanındaki kabristanı adeta yerle bir ediyorlar. Ey Özgür Özel. Herhalde senin de bir gün kabrini bu şekilde hazırlayacaklar, birileri gelip ya kazar ya yıkar. Bu nasıl iştir? Bu kabristanları yıkmanın kime ne faydası var? Bunu hangi akılla nasıl yapıyorsunuz.
Hepsi tarih, hepsi eser olarak muhteşem eserler. Bu eserleri bu edep yoksunu namussuzlar gelip yıkıyorlar. Bunlara eyvallah etmek mümkün değil. Burada tarih yatıyor. Tarihi eserleri bu şekilde yıkmaya yeltenmek yenilir yutulur bir iş değil. Şu anda biz yargımızla da bu işin üzerine gidiyoruz. Ve bu eylemlere katılanlara da tespitini yapmak suretiyle bu yüzü maskeli olan teröristleri tespit edip onların da üzerine gideceğiz.
"AĞZI BOZUK TİPLERİ KAHRAMANLAŞTIRAN SİZ DEĞİL MİYDİNİZ?"
CHP'nin genel başkanının, polise taş atan, baltayla saldıran, camilerimize hürmetsizlik eden soysuzlara kol kanat germesi milletimiz gibi bizi de rencide ediyorlar. Laf cambazlıklarıyla, sosyal medyadan ahlakçılık yaparak, küfürbazlarla aralarına mesafe koymaya çalışıyorlar. İyi de daha düne kadar millet küfür eden kişileri protokolde baş köşeye oturtan siz değil miydiniz? 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde ağzı bozuk tipleri kahramanlaştıran siz değil miydiniz? Pazartesi akşamı yaşanan namussuzluğu zehirli dilinizle siz hazırladınız.
"ÖZEL YOKUŞ AŞAĞI SÜRÜKLENİYOR"
Şunu bir defa açık ne net söylemek durumundayım; pazartesi akşamı meydana gelen yolsuzluk, soysuzluk, CHP yönetiminin ısrarla sürdürdüğü nefret siyasetinin sonucudur. Bundan kaçamazlar. Bu alçaklığın en büyük sebebi, CHP yönetiminin tükenmişliğidir. Sayın Özel maalesef özgürleşememiştir. Koltuğunu borçlu olduğu vesayet odaklarının emrinden çıkamamıştır. Bugün söylediğini yarın inkar eden, belediye başkanlarından sürekli ayar yiyen, aciz, iradesiz bir karakterle karşı karşıyayız. Biz son bir ümitle her gün iyiye gitmesini, kendisini biraz toparlamasını bekledikçe sayın Özel, freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı sürükleniyor.
ÖZEL'E BOYKOT TEPKİSİ
CHP seçmeni bir senede bay Kemal'i mumla arar hale geldi. İşte sizlerde görüyorsunuz; İsrail, 471 gün boyunca Filistinlilerin üzerine bomba yağdırırken siyonist destekçisi şirketler için boykot kelimesini telaffuz bile etmediler. Şimdi çıkmışlar ülkenin yerli ve milli markalarını boykottan bahsediyorlar. Özel'in ne tuttuğu yol yoldur, ne de ağzından çıkan sözü kulağı duymaktadır.
'Türk ekonomisine zarar vereceğim' diyen bir anamuhalefet partisi lideri olur mu? Böyle bir siyasetçiden kendi partisine hayır gelir mi? Böyle şuursuz cümleler kurabilen birinin akılla hareket ettiğine kim inanır? Şunu herkesin bilmesini istiyorum; bu yolsuzluk çarkının içinde kimlerin olduğu zamanla ortaya çıkacaktır. Başı İstanbul'da olan ahtapotun, kollarının nerelere uzandığı yakında görülecek."